David Wilcock - Yükseliş Nedir?

Yeni David Wilcock Yükseliş Nedir? Canlı Videosu Çevirim.

David Wilcock - Yükseliş Nedir?

Bugün dünyamızda olmakta olan şeylerin Ruhsal sonuçları üzerinde konuşacağım bugün.

Belki de hayatınızda gerçekten çok zor zamanlar yaşamaktasınız ama aslında bu o kadar kötü bir şey değil. Bu içinde bulunduğumuz evrene baktığımda bu sıkıntı çekme işlemi bir fırsattır. Depresyona girme imkânımız var. Eski öğretilerde kişilerin kasıtlı olarak mutsuzluk hali yaratacakları melankoliye girebilecek durumlar yaratmaktaydılar. Melankoli mutsuzluktur. Bunun vasıtasıyla ruhsal bilgiye daha kolay girebilecektiniz. Uyanmaya başlıyor olabilirsiniz. Tasarımda çatlaklar vardır ve tüm bunlar paranormal durumlara girmeye başladığınızda, sıra dışı olanı görmeye başlamanızla görünüşe göredir, Carl Jung buna eşzamanlılık demiştir. Dışarda olmakta olan şeyler iç dünyanızda da olmaktadır.

Klinik olarak ölü kabul edilen bazı insanlar ölüme yakın deneyim geçirmişlerdir. Bilim öldüklerini söylese bile aslında bu kişiler %100 farkındalıkla yaşamakta oldukları her şeyi tam olarak hatırlamaktadırlar. Oysa beyinde hiçbir elektriksel faaliyet yoktur. İşte gerçek burada bozulmaya başlar. Evren canlı yaşayan bir haldir yoksa Kartezyen bir bakış açısı doğru değildir. Yaşayan evren çok önemlidir. Tanrı yaşayan evren modelini yaratmıştır.

Rusların 1991’e demir perde inene kadar bu konuda çok gizli olarak dokümante edilmiş 4.000 dokümanı vardı. Ekonomi sisteminde bilim adamları olarak kişilere ödenen ücret ayda 30 dolardı. Şimdi ise soğuk savaş bitip artık ulusal güvenliğe gerek kalmadığından artık Rusların bunu kamu ile paylaşmaları için bir sorunları kalmadı. Nikolai Kosarev’in Stalin tarafından bir konsantrasyon kampına konulması ile bilim adamlarının burada sonlandığını ancak o zaman öğrendi. Bilim adamlarının eleştirel düşüncelere sahip olmaları politikacıların yönetim manevralarını etkileyebilirdi. Eğer sen bir bilim adamıysan seni bir konsantrasyon kampına koymalarının bir hedefiydin. Komünistler bilim adamlarının eleştirel düşünce yapısına sahip olmalarından dolayı endişeleniyorlardı. Kozarof'a ayın üstünde buz varsa” diye bir önerge atan ilk bilim adamıydı. Ve "onu ayda koloni kurmak için kullanabiliriz" demişti. İşte bu ana kadar her şey yolundayken kendisini bir konsantrasyon kampında bulur ve hayatı cehenneme döner. Orada tadı olmayan sıvı nişasta yemek için savaşıyorlardı.

Eğer diğer ruhsal geleneklere de bakarsanız yeterince ilginç bir şekilde insanların bazen aşırı derecede zorluklardan (yarışmalardan) geçmekte olduklarını görürsünüz. Ve inanılmaz güçler gerçekleşir. Çinin süper psişiği Paul Done bize “Çin’in en fakir kesimlerinden olan, oraya en çok denk gelen kişilerin inanılmaz şeyler yapabildiklerini gösterir. Çocuklar bir şişenin içindeki hapları şişenin dışına teleport edebiliyorlardı. Bazı çocuklar çok daha büyük nesneleri teleport edebiliyorlardı. İlginç olan teleport edilen nesnenin biplemesi teleport edilirken zamanlaması da değişiyordu. Bip gittikçe yavaşlayarak başka bir yere teleporte ediliyordu. O halde zaman ve demateryalizasyon faktörü arasında bir ilişki olmalıydı.

Nikolai Kosarev’in bulduğu bu enerji dalgalarını "zamanın dalgaları" olarak isimlendirmesi beni çok şaşırtmıştır. Einstein’ın dediğinin tersine zaman uyumlu değildi. Einstein göre zamanı değiştirebilmenin tek yolu tüm referans edilen zamanı hızlandırmakla olabilirdi. Ve böylece ışık hızına gidecekti. Buradaki fikir: gemi daha hızlı gittikçe, bu rölativite paradoksudur, dünyaya 10 dakikada geri gelir ama 10.000 yıl geçmiştir. Belki kitaplarımı okuduysanız biliyorsunuzdur: Bu model, eğer atomik saatleriniz varsa işte orada doğrulanmıştır. Çok hızlı uçan süpersonik uçaklarda zaman dünyada uçtuklarından uzaya çıktıklarında daha farklı çalıştığı bulunmuş. Siz uzayda hızlandıkça zaman sizin için farklı geçer. Seni için 10 dakika olan şey onlar için 10 yıldır. Uçaklardayken sizin için de benzer bir şey olabiliyor aynısı olmasa da. Bu atom saatleriyle ölçüldüğünde Nikolai Kosarev Einstein’ın yanlış olduğunu kanıtlıyordu. Çoğu insan ise neredeyse Einstein’a tapıyordu. Siz artık rölativite teorisinde değil de torsiyon (bükülme) fiziğiyle ilgilenmeye başladığınızda

Rus bilim adamlarına göre zaman değiştirilebiliniyordu. Siz saatinizin hızının düzenini değiştirebilirsiniz. Buradaki ölçümleme böyle çalışır. Bunun yanı sıra saatin ölçümü de değişebilir. Termometrenin cıvası ile ölçebilirsiniz. İzole edilmiş bir termometrede siz bu dalgaları bipleterek cıvanın inip çıktığını gözlemlersiniz. Aslında sıcaklık değişmemiştir. Başka metotlar da mevcut. O halde bu dalgalar nedir? Nasıl meydana gelmektedirler? Dalga siz sıvı haldeki sudan katı hale geçtiğinde yaratılmaktadır. Faz değişimi. Ya da sıvı suyu kaynayan suya dönüştürdüğünüzde yaratılıyordu. Bu yerçekiminde bir kırılmaydı ( dönüş).

Zaman o halde aslında yerçekimidir. Daha da çılgını bilinç, farkındalık ve yerçekimi gücüdür. O halde böyle faz değişimleri olduğunda ya da bir nesneyi kırdığınızda bu oluyordu mesela bir şeyi çalkaladığında bu dalgaları ölçebiliyordunuz. Asimetrik zıplama ışığı. Bir taraf diğer taraftan daha ağır ve düz bir şekilde dengelenmesi için bu ipin bir tarafı daha ağırdır. İple bu tahterevalli gibi şeyi asın, Son adım da ipin tepesini titretmekti. Pandülüm hareket etmeye başlar. İşte bir nedenden dolayı siz bunu yapmaya başladığınızda bir tarafta tamamen mühürlenmiş cam kavanoz var. İçerdeki hava da belli sabit, nesne çok uzakta olsa dahi bu dalga öyle bir dalga yaratır ki bu pandül hareket eder, tahrıravalli, ölçü düzeneği dalgaların kaynağından ötürü hareketlenir. Bu yeterince şaşırtıcıdır. O şunu da keşfetti, faz dönüşümler, ölmekte olan bitkiler, geceden gündüze belli bazı anlarda daha güçlü veya zayıf oluyorlardı.

Torsiyon (bükülme) alanı üzerine yazılmış 4.000 sayfa makale vardır. Bunlar artık topluma açıklanmış alandadırlar. Ben 1990'larda da hepsinin üstünden geçtim. Bunlar Rusya’daki en yüksek kademeden bilim kurumlarıydı ve çok fazla kişi de bunları çalışıp ortaya çıkartmıştı. Ulusal güvenlik adına gizli dosya olarak sınıflandırılmıştı.

Dr. Nikola Kozaref’e olan enteresan bir şeyle devam edelim. Bir gün klasik bir kitap olan Faust’un Şeytan tarafından baştan çıkartılmasını okuyordu, bu konsantrasyon kampındayken oldu. Orada size kendinize zarar verebileceğiniz bir şeyi yapmanız için yeterince eğilim verecek şey vardı. Faust’un mefistafolizm için baştan çıkarılmasını kabul ettiği ana kadar çok güçlü duygusal bir enerji, biyolojik cevap savaş ya da kaça gelir ve o anda iğne ona doğru yönlendirilir. Bu da onun bilinci ( farkındalığı ) ve o dalgalar arasındaki olası bir enerji akışıydı. İşte o zamandan beri “Zihnin bu dalgayı oluşturabildiğiyle alakalı” çok fazla araştırma yapıldı. Bu çok ilginçti çünkü bilincin beyne gidip dünyaya oradan yayıldığını gösterir. Bu konuda yapılmış önemli araştırmalardan bir tanesi Dr. William Broad’unkidir. Eğer siz bir laboratuvarda oturuyorsanız ve orada gizli bir kamera varsa ve siz bunun farkında değilsiniz. Ve başka bir odadaki kişi sizin odanıza size bir göz atarsa eğer siz onların size baktıklarından haberdar olmasanız bile fiziksel bedeninizdeki faaliyetler artar. Cilt faaliyetinde fark edilir bir faaliyet tespit edilir. GSR değişir. Yani cildinizden geçmekte olan elektrikten dolayı biraz daha fazla terlersiniz. Bu ne kadar garip. Biz bunu kanıtlayabiliyoruz. Bedeniniz sizin başka bir odadan gizli kamerayla izlendiğinizi biliyor. O halde bilinçli zihin bunu biliyor olmasa da biz biliyoruz her zaman dönüp arkamıza bakarız çünkü birisinin baktığını biliriz. Çoktan bu sonuçlar elde edildi. Bizim kanıta ihtiyacımız yok. Bilim reklam vermez ya da alamaz. Biz bunun gerçek olduğunu, doğru olduğunu biliyoruz ama reklam gibi yayınlamıyoruz. Yayınlanamıyor. Kamusallaştırılamıyor. Tüm problem burada.

Şimdi burada daha geniş bir görüntüye girmek isterim: buradaki bilgiler canlı evrenin kanıtıdır. Bilinçli evren. Evrenin temelidir. Bu kutsal geometride de böyledir. Benim en çok konuştuğum konular. Bizim 2 bilim adamımız var, Serge tarafından 1990 larda yapılmış olan temel zaman, madde, enerji ve alan hakkındaki deneyleri yani gerçeklik olarak bildiğimiz şeyler hakkındaki deneyleri devam ettirdiler. Pennrose çok garip bir teoriyle ilgileniyordu. Şovlarımı izliyorsanız zaten bilgi sahibisinizdir ama tekrarlamamı hak ediyor. Sir Roger Pennrose kuantum tekerleğinin etrafında gördüğümüz her hareketin, tek bir noktadan tek bir özneden bu bir şekilde Higgs Bozon’unu da çalıştığıysanız, tüm evrende sadece tek bir madde var diyelim, Pennrose bunu haritalandırmak istedi. Belli bir bakış açısından da bunu şekillendirebildi. Tüm haritayı. En kötü kuantum davranışlarını, onun şeklini. Ancak problemi tamamen çözümleyemedi. Daha sonra başka bilim adamları 2 tanesi, 2000’li yıllarda yeniden rakamlara gidip çözümü buldular. Bunun anlamı onlar şimdi tüm kuantum akışları ( iniş çıkışları) hakkında bilimsel kanıta sahipler. : Her şey bir parçacık olan her şey, biz onlara bağımlıyız. Ne olursa olsun onları durduralım.

Şimdi asıl bakmakta olduğumuz şey ise kutsal geometridir. Kalıptır. O kalıpta içinde tüm bilgiye sahiptir. Tüm evrende olmakta olan her şeyin modelidir o. Bu geometrinin kenar uçlarının dalgalanmalarıdır. Kolaydır. Dalgalanmanın miktarı oradan tek bir şekilden gelmekte olan dalgalar çok hoş olan şey ise bu Merkaba’nın şeklidir. Bu yine 2 ayrı piramidin iç içe geçmesi olan yani Davut Yıldızına benzer. Ama bu 3 boyutlu bir Davut yıldızıdır.

Zamanın da maddenin de en küçük ve en büyük hali Merkaba’dır. Evrenin temel yapı şeklidir. O halde başlangıçta ışık vardı. İlk ses öncesi ses olan AUM vardı. Bir şekilde bu eski gelenekler "evren" dedi. Bu bir şekilde bir şeyden yayılma olarak başladı. Şu andaki en son bilgileriyle modern fizik diyor ki zaman ve alan yoktur sadece bu kendi içine geçmiş, bir şeyin içerisi ie ilgili olan, entrensek geometri vardır. Siz onu evrende herhangi bir noktada eğer yeterince büyük bakabilirseniz veya derin olarak kazabilirseniz bunu, bu şekli bulabilirsiniz. O halde tüm kuantum mekaniği, denklemler bu şekilden ortaya çıkmaktadır. Bunun anlamı bu şekil eşzamanlı olarak evrendeki en büyük şekildir ve en küçük şekildir de. Evrenin sınırlarında bu şekil vardır, en ince atom altı kuanta da bu şekildedir. O her şeydir, her şeye sahiptir. Bu da bu şekil geçmiş, gelecek ve şimdi zamanların tek bir zamanda olduklarını anlatmaktadır. Kutsal geometri çok hoştur çünkü onu alıp kuantum fiziğine uzattığımda, insanlar Dr. Robert Moon’u severler. Raw Johnson da kuantum fiziğiyle alakalı pek çok şey yapmıştır. Bunun gibi kazdığım pek çok konu vardır uzun yıllardır. Bu, elektronun bir geometrik bir yaratım olduğu ile alakalıdır. Elektromanyetik dalgaya bakın, o da belirgin bir tetrahedrondur. Yine Merkaba şekli tetrahedrondan oluşur. O halde Merkaba şekli aslında elektron ve protonun çarpışma halini anlatmaktadırlar. O halde aslında tüm evren öyledir. “ışık olsun!” dendiğinde ışık üstü kapalı düzendir. Yani ışık düzeni başlatır. Eğer foton da bu Merkaba ise o zaman tüm evren ışıktır. Sürekli duyduğumuz şeyin bir doğrulamasıdır bu.

Bu DNA ile alakalı olarak da çok önemli bir tartışmadır. Neden bunu söylemekteyim? Çünkü DNA görünüşe göre Kuantum fiziğinin bir çıktısıdır. Şimdi sizinle Dr. Luc Montagnard'dan bahsetmek istiyorum. Bu bilim adamı HIV’i keşfederek Nobel bilim ödülünü kazandı. Virüsü keşfetti ve Nobel’i aldı. Biz burada ana akım Nobel ödülü alan bilim adamından bahsediyoruz şimdi. O ne yaptı? 2 tane tüpü aldı, birisinde DNA, diğerinde ise sadece su var. Tek yaptığı şey etrafında bir elektrik akımı geçirmek oldu. Onda kömür tel var. Elekrostatik akımı yaktı. Buna Schuman Rezonansı denir. Temel Dünya’nın enerjisi denir çok düşük olan 7 Herz’i 18 saat boyunca çalıştırdı. İçinde sadece su bulunan tüp yeniden test edildi, artık içinde DNA vardı. Bu bir medeniyet tanımlayan bir keşifti. Kimyasal sıvı aktarma, oksijen, hidrojen H2O,; çok kompleks amino asit yapısı olan poli sacaride sadece oksijen ve hidrojenden yapılmaz. Bunun tek açıklaması, hidrojen, oksijen den transfüzyon yapan elementlerin çok daha fazla karmaşık olan proteinler, amino asitler, DNA molekülünün ta kendisidir. Bu çok çılgıncadır: Evrende her su olan yerde siz potansiyel olarak DNA bulabilirsiniz. Bu bilgiyi BM'e sundu. Bazı bilim adamları bunu kabul etti diğerleri çok çekimser bir şüphecilik ile DNA’nın kendisinin evrenin üstü kapalı düzenine ait olamaz diye düşündüler.

Kuantum mavi kopyası açısından bir noktada kuantum fiziği, tüm bu kağıt üzerindeki hesaplamaları, eşitlemeleri unutun, ortada bir hayat var. Hayatın bir aritmetiği yoktur ( alcebrası). Bir eşitleme almak. Suya ne olduğuna bakın. Suyun içinde DNA’nın gelişimine bakın. O halde bu çok çok heyecanlandırıcı bir keşiftir. Dr Montanyard’ı destekleyen bir grup Çin’deydi. Yani gerçekten de onun araştırmasına devam edebilmesi için gerekli olan finansı Çinliler verdiler. Bu tıpkı Wright Kardeşlerin uçuşu başarmaları ve Amerika’da onları finanse edecek kimse bulamamalarından dolayı uçağı gemiye koyup Fransa’ya götürmelerine benzer. Fransızlar uçağın uçtuğunu görebilecek kadar açık zihinliydiler. Amerika’da gösterdiklerinde ise "uçmak imkansızdır" demişlerdi.

Biz şimdi bilimsel olarak tüm bu buharsal eşitlemeleri, hesaplamaları gördük. Suyun buharın kaç jule enerji gerektirdiğini gördük. Sizin uçamayacağınız bilimsel olarak bulunmuş? O halde bak, aynı şey oluyor. Bizde kanıtı var ama sadece reklamı yani duyurusu yapılmıyor, halka sunulmuyor. Benim şimdi bunu yapıyor olmamın nedeni, bunu popüler hale getiriyor olmamdır. Bizler bunu izleyebileceğiz bir kere duyurduktan sonra da.

Bunun DNA tarafı önemlidir. Çünkü siz bir çeşit kuantum zekâsına sahipsiniz. Siz DNA’sınız. Siz bir hayat olarak var olmayan, gizli bir dalgadan yaratılmış olabilirsiniz. Tüm hayatınız, tüm bilinciniz bir dalganın içinde yer alabilirdi. Bu bu şeylerden bahsediyoruz. Çok fazla bilimsel. Bakış açınızı bunun ötesine doğru genişletin. Tüm bu şeyler sizin için ne anlama geliyor bugün?

Şimdi sizi götürmek istediğim nokta "Bir'in Kanununun" materyalidir. 3 yıldır Rüya çalışması yapıyordum. Sabahki rüyalarımdan inanılmaz data geliyordu. Ve rüyalarım bana söyle söylemeye başlamışlardı. İlginç şeyler alıyordum, gelecek kehanetleri almaya başlamıştım. Bir keresinde arabamla ilgili bir problemim olacağını gördüm. O gün araba bozuldu. Bir tekerlek tamamen patladı. O gün lastiğimin patlayacağını nasıl bilebilirdim? Eğer size bunlardan çokça oluyorsa şeyler hakkında farklı düşünmeye başlarsınız. Rüyalarınıza dikkat edin. Eğer onların dilini anlarsanız yakındaki sınıfta bunu öğretiyor olacağım. Rüyalarınızı psişik bir okuma almak için kullanabilirsiniz. Günlük bazda ilahi kehanet yapabilirsiniz. işte bu yüzden ben evden dışarı başkalarından okuma almak üzere çıkmıyorum. Ben kendi bilgilerimi kendi rüya kaynağımdan almaktayım. Bunun doğru yerden gelmekte olduğunu biliyorum. Zamanla öğrendim. Beni doğru yolda tutacaktır. Rüyalar sembolik dile sahiptirler. David bana rüyalarımda geliyorsun diyor arkadaşlarımın. Eğer jungien bakış açısıyla bakarsanız beni transandal yönle görebilirsiniz. Bu aslında bir yansıtma, yapmak istemeyeceğiniz bir şey. Jung derki "dünyaya verebileceğimiz en büyük hediye ona olan yansıtmalarınızı ondan geri çekmektir." Jung’a göre ruhun 5 temel bölümü vardır: Gölge, anima, animus, benlik, kolektif bilinçsiz.

Gölge sizin tüm karanlığınız, olumsuzluğunuz, endişeniz ve acınız .. o gölge bilinçli zihnînizde faaliyet gösterdiğinde travma siz ağlar, bağırır, çağırırsınız ve hayatınızda çok altüst edici bir olay vardır. Gölge faaliyete geçmiştir.

Ne yazık ki çoğumuzun yaptığı şey biz onu yansıtırız. Biz kendimizin düşük halinize ve katı olan kısmımıza bakmak istemeyiz. Biz eksikliğimizi, sızıntılarımızı ( kaçışlarımızı) kabul etmek istemeyiz. O yüzden çevremizdeki kaçışlara ( sızıntılara) bakarız. Bu aslında çok da ilginç Hitler’in ana espri kaynağı neydi? Nazi Rejimi, diğerlerinin acısından neşelenmekteydiler. Tüm o espri, keyif o insanları aşağılayıp onlarla dalga geçmekti. Neden bunu yapmak isteyesiniz ki? Jung’a göre eğer sizde bütünleştirilmemiş çocukluk travması varsa ve siz şifalanmamışsanız, siz gerçeklikte değilsiniz, kurban olması için bir yaramaz, bir suçlu ( kötü) ararsınız. Nerden fark ettim? Çünkü ben bunu yaptım. Sizin ödetmek istediğiniz bir şey var. Bu kabul edilmesi zor bir şey. Kendinizle yeterince dürüst olmanız kolay değil. Sizin çok kendinizi yok edici bir tarafınız var. Kıskanç, öfkeli. Bunu yapabilmek için kirli işler yapmanız lazım. Ama bunu yapmak zorunda değilsiniz. Tüm bu dışarı yansıtmaları çevrenizden kendinize geri çekersiniz. Şimdi yansıtma içinize gelir. Siz gölgeydiniz. İçinizde sizi alt üst eden bir şey vardı. Yani siz içinizdeki şeyleri dışarıya yansıtmaktasınız. Gelmekte olan kursta bu Birin Kanunun felsefesinden daha fazla bahsedeceğiz. Sizin bilincinizin farklı katmanlarına sahip olduğunuzla ilgili bir fikirdir bu. Sizin bir parçanız olan Gölge iyileştirilmeli, dönüştürülmelidir. Bunu sadece kendiniz yapabilirsiniz. Eğer kendinizi severseniz bakın ne olur? Durumlar ve kişiler sizi alt edemezler. Benim öğrettiğim sistem "Bir'in Kanunu"dur. Bu sistemdeki ulaşılacak ana hedef, siz deneyim tarafından etkilenmeyeceksiniz. Buna tamamen dengede olma durumu denilir. Mükemmel şekilde dengeli bir varlık için kötü bir durum olmaz. İki seçenek vardır. Hizmette olmak veya durumdan çekinmek, iki seçim de kabul edilebilinir.

Bu bildiride çok fazla erime vardır. Sonuç olarak fikir şudur bir kere siz kendinizi sevdiğinizde farz edelim kilo probleminiz var, lisede çok kilo kaybettim. Disleksiktim, kahvaltıda DA sebze suyu içebiliyordum. Sınıflar arasında su içebiliyordum. Tüm gün okulda otururken oraya gitmeden hiçbir şey yiyemiyordum. Açlıktan ölüyordum ama kilo kaybettim. Sonunda da öyle hasta oldum ki bir daha kilo geri gelmedi. Size bunu yansıtmaları anlatabilmek için örnek olarak veriyorum. Farz edelim sizin bir kilo problemininiz var. Siz kilonuzla başa çıkmaya çalışırken kendinizi de sevmeniz gerekiyor. Başka birisinin de kilo problemi var siz o kişiyi alt etmeye çalışıyorsunuz. Şunlara bak ne kadar kilolular, ne kadar iğrenç değil mi diyorsunuz. Sigmund Freud: "Sefalet eğlencedir" der. Başka bir örnek, eğer siz eğitiminizden emin değilseniz, akıllı insanların arkasından gidersiniz. Daha zengin olan kişileri görürsünüz. Onlar ünlü ama siz değilsiniz. Endüstrisi amazonun başındakiler Jack Bezos’u alt etmeye uğraşıyorlar. Gezegendeki en güçlü adamlardan biri olan bu kişiyi şantaj yaparak bozmaya çalışıyorlar. Onu rehin almışlar. Onun hayatta olduğunu göstermek için geçenlerde videosunu gösterdiler. "Beni çıplakken yayınlayın ama bana şantaj yapmayın" dedi. Benim pek umurumda değil ama onu takdir ediyorum. Biliyorsunuz, O zor bir karar aldı. Ben Jack Bezo’nun resimlerine bakmazdım. Kendinle alakalı beğenmediğin bir şeyi başkasında görmek ve onun için onlara saldırmak. O halde. Bu canlı şov bölümü için iyi egzersiz.

Bir dahaki seferde siz kendinizi başka bir kişi için yargısal düşüncede bulduğunuzda kendi kendinize sorun "bu benim konum mu?" diye. Ben kendimde bu niteliği görüyorum ve kendimin bu özelliği hakkında alt-üst hissediyorum. Ben yeterimce akıllı olmadığımı düşünüyorum. "Ben acaba cildimin görüntüsünü mü sevmiyorum? Yaşımı, mesleğimi, kırışıklıklarımı mı sevmiyorum? Başka birisinin sahip olduğu benim olmadığım bir şeyden dolayı mı kızgınım" diye düşünürdüm. Kendi gölgemi oradaki kişiye mi yansıtıyorum. Bu harika bir işlemdir eğer siz uyanmakta olan bir ruhsanız. Kendinizi severek tüm her şeyi iyileştirebilirsiniz. O halde ne kadar ilerlemiş, ne kadar ezoterik ruhsallık alınabilindiğinden bağımsız olarak kutsal geometri, tarot kartları, eski bilgelik okulları, insanların sevdiği tüm bu şeyler...; insanlar bilgiyi severler. "David, yeni bilgi nerede?" dersiniz. Bazı prensiplere "zamansız bilgelik" denilir. Bunlar yeni bilgi olmayacaklar. Fakat yeni bilgi sizin bunları kendinize nasıl uygulayabileceğinizi bulmanızdır. Ve bunları yapmaktan oluşacak dönüşümlerdir. Jung’un bakış açısından sizlerin yansıtmalarınız en önemlisiydi.

Şimdi Jung un diğer 3 çok önemli bakış açılarından daha bahsedelim hızlıca. Farklı arketipler adındadır. Şimdi anima ve animus’u ele alalım. Anima, dişil ruhsallıktır. Aminus da eril ruhsallıktır. Ruhunun bir tarafı tamam mı? Ana akım psikologlar benimle aynı fikirde olmayabilirler ama benim diyeceğim şu ki bu bilinçaltı rüyaların rüyalarıdır. Bilinçsiz kısmı ise Jung’un "kolektif bilinçsiz" hali olarak isimlendiriliyordu. Bu da benliğin bir arketipidir buna da gireceğiz. Sizde anima ve animus da var. Şimdi bu da ilginç hale gelecek. Jung. " yansıtmalarınızı geri çekin!" demişti. Anima’nın yansıtılmış kısmı dünyada dişil bir ruhsallıktır. Animada bir güzelliğe tapınma vardır. Anima bizim toplumumuzda deli gibidir. Bizler sanatçı bayanlara, süper modellere taparız. Onları çıplak görmek isteriz. Victoria Secret’ı görmeyi severiz. Bu onun bir parçasıdır. Güzel kadınlara tapınmadır. Bu animanın yansıtılmasıdır. Bir de aynı zamanda bayan artistlerin yönüne girelim şimdi karakteristik olarak. Onlar filmlerde rol oynarlar. Ve biz bu kadın rolünü çok iyi yapar, o roldeki kadına aşık oluruz. Çoğu insan onlarla gerçek bir ilişkileri olduğunu düşünürler. Duvarlarına posterler asarlar. Onlar bağlantıda hissederler. Bence bu kötü oysa bana göre anima kişinin kendi merkezinin bir parçasıdır. Kendimizin en son hedefi bu olmalıdır.

Animus da eril ilahi tarafımızdır. Sıklıkla atletlerle yansıtılır. Benim eskiden sıklıkla yaptığım gibi. Tüm dikkatimi onlara veriyordum. Size söyledim neredeyse 80 pound kaybedecek kadar kiloluydum. Ayrıca 19 yaşıma kadar Marihuana konum da vardı. Tamamen bitti. 26 yıldır bu yok. İlahi usta yansıtmalarını süper kahramanlarda görmekteyiz. Hollywood da o rolü alabilmek için sizin çok güçlü, çok büyük olmalısınız. Bu normal bir çalışmayla gelişemez, size performans artırıcı ilaçlar vereceklerdir.

Demek istediğim şu ki her birinizin cinsiyetine göre genel bir kural olarak sizlerin yüksek benliğinize ilk ulaşımınız bu alakalı olan cinsiyet arketipi ile olacaktır. Eğer siz bir erkekseniz, sizin evrensel bilince ilk ulaşımınız sizin animusunuz ile olacaktır. Eğer bir kadınsanız da evrensel bilince ilk ulaşımınız sizin animanız ile olacaktır.

Diğer Jung prensibi ise benlikti. Bu gerçekten enteresan. Yaratıcının bir olan yönünün kolektif bilinci… Bu da ona ölüme yakın bir deneyimde gelmişti. Orada kendisini de benlik olarak nitelendirmişti. Sonuç olarak onun fikri: "sen her şeyi kendin olmak için istersin". Bu da şu anlama gelir sen aslında gerçekte bir kahraman değilsindir artık. Hem Elizabeth hem de kendim de bundan geçtik. Eşimin “divine feminin crop kings” isimli son makalesini okumanızı isterim. Şimdi olmakta olan şeylerden bir tanesi, arketipik maskülinin bir düşüştür. Animusumuzu yansıtmaktan bahsediyordum değil mi? İlahi eril benliğimizi dünyaya yansıtıp bazı kahramanlara tapınarak bazı şeyler yapmaktayız. Bu sadece kahramanlar olmayabilir, politikacılar, ruhsal gurular da olabilir. Sol ve sağ, bu kurumların çöktüğünü görmekteyiz. Bu kişiler korkunç şekillerde açığa çıkartılıyor. O halde orda olmakta olan şudur: onlar düşüyorlar ve bizler artık eskiden görmekte olduğumuz aynı kişileri göremiyoruz. Geride çalışmakta olan sahne arkasında derin devlet var. Oylarımızı alıyorlar. Bizlerin, çok fazla karanlık tarafları olan onları, sevmemizi sağlamaya çalışıyorlar. İnsanlardan yansıtmalarınızı geriye çekmek de, bu uygundur. Kahramanları yaratmaktansa, kendinize getirin enerjinizi, siz kendi hayatınızın kahramanı olun. Kendi animanız olun. O halde şimdi burada yapmaya çalıştığım şey şu, bu tartışmayı devam ettirelim. Burada bahsedilmiş olan pek çok şeyden 1 saatten fazla devam etmek istemedim. Bu eğlenceli bir şeydir. Çok fazla şey yaptık. Şu an yayın çalıştığı için çok mutluyum. Ben de pek mükemmel değilim. Yola çıkınca durmak istemiyorum. 15 dakika yapacaktık 1 saate çıktı. Ama insanlar böyle olunca gelip katılabiliyorlar.

Her ne olursa olsun bu yükselişin tüm bütün işlemi gelecek modüllerinde olacak. Biz burada videoyu başlattık. Bu da sonunda bir sınıfa dönüşecek. Çok ilginç bir şeye dönüşecek. Şimdi çok bahsetmeyeceğim. Başka konular var. Bunun farklı yanlarından bahsedeceğim. Yükseliş sonuç olarak daha yüksek bir bilince gelmektir. Siz yaşayan evrenin bir parçasısınız. Tüm var olana bağlı kalmayı öğrenerek tek bir varlığız aslında. Sizin kendinizi sevmeyi öğrenmenizi içerir. Çok fazla kişi pek çok farklı spekülasyonlarla öteye giderler. Siz kafanıza kitlenmiş kalabilir ve kendinizi sevmeyi unutabilirsiniz. O yansıtmalara girebilir ve bu da size hasar verebilir. Problem yaratabilir. Siz bunları yansıtmak istemezdiniz. Dışarıda kahramanlara bakmak yerine kendi içinizdeki kahramana bakın. Dışarıdaki gölge yerine kendinizde belirleyin. Bunları iyileştirebilir misiniz? Kendinizi daha fazla sevmeyi öğrenebilir misiniz? Ve siz bunu yaparken kendinizi severken bu diğer insanları da sevmeye dönüşür. Daha kabul edici, daha kibar, kendinize bu sevgi hediyesini vermek için olursunuz. Ondan sonra ancak sizin daha fazla bu hediyeyi başka insanlara verebilmeniz mümkün olur siz bunu paylaşabilirsiniz. Siz bir yansıma hissetmezsiniz. Eğer bir kişinin zayıflığı, eksikliği varsa, hatırlayın bu aslında sizin kendi zihninizde sizi rahatsız eden bir şeydir. Ben kendimi daha fazla sevmeyi öğrenmeliyim. O zaman kendimi alt-üst hissetmemeliyim. İzin veriyorum, kabul ediyorum. Ben yargılamamaya, dualite olmayana gidiyorum. Bu gerçekten de anahtardır. Birin kanununda şöyle der. Bizler dünya büyüklüğünde bir dönüşümden geçmekteyiz. Bu bizleri, kendilerini yeterince sevecek olanları seviyor olanları bir çeşit süper kahraman durumuna getirecek. Bir ışık bedeni, tüm psişik yetenekleriniz açılacak. Telepati, telekineztesi, havaya yükselme, kişilerin düşüncelerini okuyabileceksiniz, geçmiş hayatlarınızı bilebileceksiniz. Kendinizi bir yeren diğerine bi-lokasyon yapabileceksiniz. Bilincinizle seyahat edebileceksiniz ( astral) Bunlar tüm eski kehanetlerde geçen şeyler. Çok fazla şey var konuşacağımız. Yükseliş sizin bir süper kahraman olmanızla alakalıdır. Çok fazla güçlü bir varlık. Bunu diğerlerine sevgi hizmeti ile olursunuz. Affedicilik, şefkat, vs. kendinizi özgürleştirin, o zaman diğerlerine verebilecek çok fazla şeyiniz olur. Bunu yeterince yapabilirseniz gelmekte olan dalgayı potansiyel olarak alabileceksiniz. Bu ışık beden aktivasyonunu alabilmek mümkün olabilecek. Haftaya devam edeceğim. Haftaya cumartesi devam edeceğiz. Konu çağlar boyunca yükseliş. Farklı yükselişlerin farklı kehanetlerinden bahsedeceğiz. Tüm bu parçaların nasıl bir araya gelebildiğini göreceksiniz. Her bir gelenek bizi bu bir çeşit kozmik aktivasyonun fikrine getiriyor.

Çeviri: Şafak Burçak Alkanlı

Burcakalkanli@gmail.com

İzinsiz isimsiz alıntılanamaz.

( Yükselişinizi aktive etmek için benden de ThetaHealing seans veya Eğitim alabilirsiniz.)

905325597154


https://divinecosmos.com

0 görüntüleme

©2019, Duygu Yüksel ve Kaan Karakaş tarafından kurulmuştur.